Kelime

İngilizce deyimler: gerçekten kullanılan 40 tanesi

"I'm a bit under the weather" cümlesindeki her kelimeyi biliyorsun ama ne demek olduğunu anlamıyorsun — işte bu bir deyim. Deyimler dizilerde, toplantılarda, sohbetlerde her yerde; gerçek İngilizcenin ders kitabındakinden hızlı gelmesinin büyük nedeni de bunlar. Aşağıda: deyimin ne olduğu, konulara göre en kullanışlı 40 İngilizce deyim Türkçe anlamları ve örnek cümleleriyle, ders kitaplarında olup ana dili İngilizce olanların neredeyse hiç söylemediği deyimler, deyimleri doğal kullanmanın kuralları, Türkçede birebir karşılığı olanlar, sık hatalar ve 12 soruluk test.

Tarayıcıda dene →

11 dakikalık okuma · Güncelleme: 27 Ekim 2026

Deyim nedir, neden önemli

Deyim (idiom), anlamı içindeki kelimelerin anlamından çıkmayan kalıplaşmış bir söz grubudur. Break the ice'ın buzla ilgisi yok: ilk tanışmadaki gerginliği gidermek demek. Cost an arm and a leg kolla bacakla ilgili değil: çok pahalı olmak demek. Türkçedeki "etekleri zil çalmak" ya da "kulak asmamak" gibi.

Deyimler phrasal verb'lerle (give up, find out) aynı şey değil, ikisi de birden çok kelimeden oluşsa da. Atasözü de değiller: atasözü kendi başına bir öğüt cümlesidir (Don't put all your eggs in one basket — "bütün yumurtaları aynı sepete koyma"), deyim ise kendi cümlene yerleştirdiğin bir ifadedir.

Neden uğraşmalı? Çünkü sürekli duyacaksın. İyi konuşmak için çok deyim kullanman gerekmiyor ama yaygın olanları anlaman gerekiyor; yoksa tek bir ifade yüzünden bütün sohbetin ipini kaçırabilirsin. İki üç tanesini doğal kullanmak da İngilizceni ezber değil rahat ve kendinden emin duyurur.

Konulara göre 40 yaygın İngilizce deyim

Bu kırkı renkli oldukları için değil, bugün günlük konuşmada ve iş hayatında gerçekten sık kullanıldıkları için seçildi. Alfabetik değil duruma göre öğren — ihtiyacın olduğunda doğru deyim aklına gelir.

Günlük hayat ve duygular

DeyimTürkçe anlamıÖrnek
under the weatherbiraz rahatsız, keyifsiz olmakI'm feeling a bit under the weather today.
on cloud ninehavalara uçmak, çok mutlu olmakShe's been on cloud nine since she got the job.
a piece of cakeçocuk oyuncağı, çok kolayThe driving test was a piece of cake.
call it a daybugünlük paydos etmekWe're all tired — let's call it a day.
hit the sackyatmak, kafayı vurup yatmakI'm exhausted. I'm going to hit the sack.
get cold feetson anda korkup tereddüt etmek, cayacak olmakHe got cold feet the night before the interview.
sleep on itkarar vermeden önce bir gece düşünmekDon't decide now — sleep on it.
the last strawbardağı taşıran son damlaHe was late again. That was the last straw.

İş ve okul

DeyimTürkçe anlamıÖrnek
learn the ropesişi öğrenmek, işin inceliklerini kapmakIt took me a month to learn the ropes.
back to the drawing boardbaşa dönmek, plan tutmayınca sıfırdan başlamakThe client hated the design, so it's back to the drawing board.
think outside the boxkalıpların dışında, yaratıcı düşünmekWe need to think outside the box on this one.
get the ball rollingişi başlatmak, topu yuvarlamakLet's get the ball rolling with a quick introduction.
cut cornersişi baştan savma yapmak, kestirmeden gitmekDon't cut corners on safety.
hit the bookssıkı ders çalışmakI have to hit the books this weekend.
on the same pageaynı fikirde olmak, aynı şeyi anlamakBefore we start, let's make sure we're on the same page.
pull your weightüstüne düşeni yapmakEveryone on the team has to pull their weight.

Para ve zaman

DeyimTürkçe anlamıÖrnek
cost an arm and a legdudak uçuklatan bir fiyatı olmak, çok pahalı olmakThat new phone cost an arm and a leg.
break the bankçok pahalıya patlamak (genelde olumsuz: "cebi yakmaz")A weekend away won't break the bank.
once in a blue moonkırk yılda birI only eat fast food once in a blue moon.
in the nick of timetam zamanında, son andaWe got to the gate in the nick of time.
better late than nevergeç olsun güç olmasınYou finally replied — better late than never!
kill two birds with one stonebir taşla iki kuş vurmakI cycle to work, so I kill two birds with one stone: exercise and no traffic.
time flieszaman su gibi akıyorIs it midnight already? Time flies when you're having fun.
on a shoestringkıt kanaat, çok az paraylaWe travelled around Asia on a shoestring.

İnsanlar ve ilişkiler

DeyimTürkçe anlamıÖrnek
break the icebuzları eritmekHe told a joke to break the ice.
hit it offhemen kaynaşmak, ilk görüşte anlaşmakWe met at a party and hit it off straight away.
pull someone's legbirine işletmek, şaka yapmakRelax, I'm just pulling your leg.
see eye to eyeaynı fikirde olmak, anlaşmakMy brother and I don't always see eye to eye.
get on someone's nervessinirine dokunmak, gıcık etmekHis constant complaining gets on my nerves.
let the cat out of the bagağzından kaçırmak, baklayı ağzından çıkarmakWho let the cat out of the bag about the surprise party?
give someone the cold shoulderbirine soğuk davranmak, yüz vermemekShe's been giving me the cold shoulder all week.
in the same boataynı gemide olmak, aynı dertte olmakDon't worry, we're all in the same boat.

Zorluk ve başarı

DeyimTürkçe anlamıÖrnek
bite off more than you can chewboyundan büyük işe kalkışmakWith two jobs and a course, I bit off more than I could chew.
beat around the bushlafı dolandırmakStop beating around the bush and tell me what happened.
the ball is in your courttop sende, karar seninI've made my offer. Now the ball is in your court.
hang in theredayan, pes etmeHang in there — the first month is always the hardest.
a blessing in disguiseher işte bir hayır vardır; kötü görünen ama iyi çıkan şeyMissing that flight was a blessing in disguise.
go the extra milebeklenenden fazlasını yapmak, elinden gelenin fazlasını yapmakShe always goes the extra mile for her customers.
break a legbol şans (özellikle sahneye, sunuma çıkmadan önce)Your presentation is tonight? Break a leg!
it's not rocket scienceöyle zor bir şey değil, uzay mühendisliği değilCome on, it's not rocket science — just follow the steps.

Ders kitabında olup kimsenin söylemediği deyimler

Pek çok ders kitabı bugün eski moda ya da komik duran deyimleri hâlâ öğretiyor. Ana dili İngilizce olanlar bunları anlar ama sıradan bir sohbette kullanırsan karşındaki gülümseyebilir — yanlış olduğun için değil, 1950'lerden bir film gibi konuştuğun için.

Ders kitabı deyimiGerçekBunun yerine ne denir
It's raining cats and dogs.En ünlü İngilizce deyim; ama neredeyse kimse ciddi ciddi kullanmıyor. Duyarsan genelde şakadır.It's pouring. / It's pouring down.
She's the bee's knees.Çok eski moda (1920'lerin argosu). Espri için olur, normal konuşmada tuhaf.She's amazing. / She's brilliant.
I'm as fit as a fiddle.Anlaşılır ama eskimiş; daha çok yaşlılar kullanır.I feel great. / I'm in great shape.
A penny for your thoughts?Kibar ama eski moda; bugün tiyatrovari duruyor.What are you thinking about?

İyi haber: yukarıdaki listedeki deyimlerin çoğu — a piece of cake, break the ice, on the same page, call it a day — hâlâ çok canlı. Bir deyimin güncel olup olmadığından emin değilsen tırnak içinde yeni haberlerde ya da altyazı sitelerinde ara: yalnızca "deyim listelerinde" çıkıyorsa atla.

Deyimleri garip durmadan kullanmak

Kelimeler sabit

Bir kelimeyi eş anlamlısıyla değiştiremez, araya artikel ekleyemezsin. Tek kelimeyi değiştirdiğinde deyim deyim olmaktan çıkar — karşındaki ya düz anlamı anlar ya da hiçbir şey anlamaz.

a piece of cake ✓ · a slice of cake ✗ · a piece of a cake ✗

Fiil normal çekimlenir

Deyimin içindeki fiil normal gramere uyar: zaman, -ing hâli, olumsuz ve soru biçimi her zamanki gibi çalışır.

Let's break the ice. · He broke the ice with a joke. · Breaking the ice is the hardest part.

Zamirler ve iyelikler uyarlanır

Deyimde someone ya da your varsa yerine doğru kişiyi koy: pull someone's leg → pulling my leg, pull your weight → pull their weight.

You're pulling my leg. · I was only pulling his leg. · Everyone has to pull their weight.

Deyimler gündelik dildir

Sohbette, mesajlarda ve iş arkadaşlarına yazdığın rahat e-postalarda kullan. Akademik yazıda, raporda ve resmî mektupta düz bir kelime tercih et.

This task is a piece of cake. (chat, message) · This task is straightforward. (report, essay)

Bir kural daha: deyimleri üst üste yığma. Üç deyimli bir cümle ("It was a piece of cake, so I was on cloud nine and called it a day") ders kitabı alıştırması gibi duyulur. Birkaç dakikalık konuşmada tek bir deyim mükemmeldir.

Sık yapılan hatalar

  • The exam was a piece of a cake. ✗ → The exam was a piece of cake.
    cake'ten önce artikel yok; deyim a piece of cake olarak sabit.
  • It cost an arm and leg. ✗ → It cost an arm and a leg.
    İkinci a deyimin parçası: an arm and a leg.
  • Don't worry, he's pulling your legs. ✗ → Don't worry, he's pulling your leg.
    Hep tekil — çok şaka yapsan da someone's leg denir.
  • I killed two birds with a stone. ✗ → I killed two birds with one stone.
    Sabit biçim one stone; a stone çeviri gibi duyulur.
  • We are all in the same ship. ✗ → We are all in the same boat.
    Türkçede "hepimiz aynı gemideyiz" deriz ama İngilizcede gemi değil kayık var: boat. Tipik bir birebir çeviri tuzağı.

Türkçede karşılığı olan deyimler ve çeviri tuzakları

Türkçe deyim bakımından çok zengin bir dil ve bu bir avantaj: listedeki deyimlerin bir kısmının neredeyse birebir Türkçe karşılığı var. Bunları "bedava" öğrenirsin — ama İngilizcedeki küçük farklara dikkat et.

  • Neredeyse birebir: kill two birds with one stone = bir taşla iki kuş vurmak · break the ice = buzları eritmek (İngilizcede buz eritilmez, kırılır) · the last straw = bardağı taşıran son damla (İngilizcede damla değil saman çöpü: devenin belini kıran son saman) · in the same boat = aynı gemide olmak (gemi değil kayık).
  • Aynı fikir, başka resim: once in a blue moon = kırk yılda bir · a piece of cake = çocuk oyuncağı · let the cat out of the bag = baklayı ağzından çıkarmak (Türkçede bakla, İngilizcede çuvaldaki kedi) · beat around the bush = lafı dolandırmak · better late than never = geç olsun güç olmasın · a blessing in disguise = her işte bir hayır vardır.
  • Türkçeden birebir çevirme: "Etekleri zil çalıyor" → her skirts are ringing ✗, doğrusu she's on cloud nine. "Ağzının payını vermek" → give the share of his mouth ✗, doğrusu put someone in their place. "Kafayı yemek" de "Allah'ın işi" de İngilizceye kelime kelime geçmez. Türkçe deyimi İngilizceye çevirmek istediğinde önce İngilizce karşılığı olup olmadığını ara; yoksa düz anlamını söyle.
  • "Hayırlı olsun", "kolay gelsin", "geçmiş olsun" deyim değil, kalıp dilek — İngilizcede tek bir karşılıkları yok. Bunlar için günlük konuşma kalıpları rehberine bak.

Deyimler akılda kalacak şekilde nasıl öğrenilir

  1. Önce resmi, sonra anlamı öğren. İki insan arasındaki ince bir buz tabakasını kırdığını hayal et. Deyimler resimdir; akılda kalmalarını sağlayan da o resim.
  2. Hep örnek cümleyle. "That phone cost an arm and a leg" akılda kalır; "arm and a leg = pahalı" kalmaz.
  3. Haftada üç beş tane yeter. Fazlası birbirine karışır. Her biri için kendi hayatınla ilgili bir cümle yaz.
  4. Kulak ver. Diziler ve podcast'ler deyim dolu. Listendeki birini duyduğunda durdur ve cümleyi yüksek sesle tekrarla (buna shadowing deniyor).
  5. Aynı gün gerçek bir sohbette birini kullan. Bir deyimi tanımak ile kullanmak farklı beceriler; deyimi senin yapan ikincisi.

Test: 12 cümle

Her deyimi eksik kelimeyle tamamla. Önce kendin karar ver, sonra cevabı aç.

1. The test was a piece of ___.

Cevap: cake — çok kolay, çocuk oyuncağı.

2. I'm feeling a bit under the ___, so I'll stay at home.

Cevap: weather — biraz rahatsız, keyifsiz.

3. That designer bag cost an arm and a ___.

Cevap: leg — çok pahalı.

4. We only see each other once in a blue ___.

Cevap: moon — kırk yılda bir.

5. He told a funny story to break the ___.

Cevap: ice — buzları eritmek, ilk tanışmadaki gerginliği gidermek.

6. Stop beating around the ___ and tell me what happened.

Cevap: bush — lafı dolandırmak.

7. I've done my part — now the ball is in your ___.

Cevap: court — top sende, karar senin.

8. We reached the station in the nick of ___.

Cevap: time — tam zamanında, son anda.

9. Let's call it a ___ and finish tomorrow.

Cevap: day — bugünlük paydos etmek.

10. Who let the cat out of the ___?

Cevap: bag — ağzından kaçırmak.

11. The first week was hard, but I'm slowly learning the ___.

Cevap: ropes — yeni bir işi öğrenmek.

12. Don't decide tonight — sleep on ___.

Cevap: it — karar vermeden önce bir gece düşünmek.

Sohbette kullanmak

Bir deyim ancak gerçek bir sohbette kendiliğinden ağzından çıktığında senindir. Bu sayfadan üç deyim seç ve TalkSmart'ın yapay zekâ konuşma partneriyle bir oturumda kullanmayı dene — haftanı, işini ya da planlarını anlat. Oturumdan sonraki rapor düzeltilmiş cümlelerini gösteriyor; deyimi doğru biçimde kullanıp kullanmadığını oradan görürsün.

Her ücretsiz hesapta bir konuşma oturumu var.

Konuşma oturumu başlat →

Sık sorulan sorular

İngilizcede deyim (idiom) nedir?

Anlamı içindeki kelimelerden tahmin edilemeyen kalıplaşmış bir ifadedir. Örneğin "break the ice" ilk tanışmadaki gerginliği gidermek (buzları eritmek), "once in a blue moon" ise kırk yılda bir demektir.

Kaç tane İngilizce deyim bilmem gerekiyor?

Binlerce deyim var ama çok daha azına ihtiyacın var. Bu sayfadaki birkaç düzine yaygın deyimi anlamak, günlük konuşmada ve iş hayatında duyacağın deyimlerin çoğunu karşılar; ikisini üçünü doğal kullanmak da akıcı duyulmana yeter.

IELTS Speaking sınavında deyim kullanmalı mıyım?

Evet, ama yalnızca doğru ve doğal kullanabildiklerini. IELTS Lexical Resource ölçütlerinde Band 7 ve üstünde "idiomatic vocabulary" geçiyor; ama zorlama ya da yanlış bir deyim kazandırdığından fazlasını kaybettirir. Resmî bir yazı olan IELTS Writing Task 2'de deyimden kaçın.

Deyim ile phrasal verb arasındaki fark nedir?

Phrasal verb, bir fiil ile up, out, off gibi küçük bir kelimenin birleşimidir (give up, find out). Deyim ise düz anlamı olmayan herhangi bir kalıp ifadedir (a piece of cake, break the ice). Bazı phrasal verb'ler deyimsel anlam taşır ama deyimlerin çoğu phrasal verb değildir.

Bunu sesli pratik yapmak ister misin?

TalkSmart yapay zekâ sınav görevlisiyle gerçek zamanlı konuşma pratiği sunar — cue card, süre ve band puanı dahil.

Ücretsiz İndir Tarayıcıda dene